Anasayfa Kurumsal Anlaşmalı Kurumlar Bölümlerimiz Doktorlarımız Sağlık Kütüphanesi ONLINE İletişim
 Baş boyun kanseri
Uyarıcı işaretlerin bilinmesi
Bir yılda 55000 Amerikalıda baş ve boyun bölgesinde kanser tesbit edildiğini, bunların 13000'ünün öldüğünü ve yine bunların önlenebileceğini biliyor muydunuz?

Tütün bu ölümlerin en çok önlenebilir nedenidir. Her yıl ABD'de 200.000'den fazla insan sigara ile ilişkili hastalıklardan ölmektedir. İyi haber bu sayının sigarayı bırakan Amerikalı sayısındaki artışla beraber düşmesidir. Kötü haberse bazı sigara içicilerinin dumansız tütün, çiğnenebilir tütün kullanımına yönelmesidir ki bunun güvenli bir alternatif olabileceği düşünülse de bu doğru değildir. Bu yalnızca kişideki kanser riskini akciğerlerden dudağa taşır. Akciğer kanseri görülme sıklığı azalırken baş boyun kanseri sayısında artış görülmektedir.

Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Baş boyun kanseri erken belirti vermesi özelliği erken tanı konulabilmesini sağlar. Muhtemel uyarıcı işaretleri bilmeli ve doktorunuzu mümkün olan en kısa zamanda uyarmalısınız.

Baş boyun kanserlerinin başarılı tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunu unutmayın. Uyarıcı bir takım belirtilerin bilinmesi baş boyun kanserinde yaşamınızı kurtarır.

Erken tespit edilmeli ve tedavi edilmeli!
Neleri gözlemlemeliyiz?
Boyunda bir şişlik
Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler mümkün olan en kısa zamanda bir doktor tarafından görülmelidir. Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Ancak şişlik ya da şişlikler ağız, gırtlak, guatr kanseri, bazı lenf kanserleri ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir.

Ses değişimi
Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur. 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri doktorunuzu görmeniz açısından sizi uyarmalıdır. Bir Kulak Burun Boğaz ve baş boyun uzmanı; ses tellerinizi kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebilir. Her ne kadar pek çok ses değişikliğinin nedeni kanser değilse de işi şansa bırakmamalısınız. Eğer ses kısıklığınız 2 haftadan uzun sürerse gırtlak kanseri olmadığınızdan emin olmalı ve doktorunuza gitmelisiniz.

Dudakta büyüme
Dil ve dudak kanserlerinin çoğu geçmeyen yara ve şişliğe neden olur. Yara ve şişlikler iltihaplanmadıkça ağrısızdır. Kanama görülebilirse de sıklıkla hastalığın ileri dönemlerine kadar görülmez. Yara ya da şişlik boyundaki bir kitleye eşlik ederse bu son derece ciddiye alınmalıdır. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirip bu işlem için sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir.

Kanama
Bu sıklıkla kanser haricinde bir nedene bağlıdır. Bununla beraber ağız, burun, boğaz ve akciğer tümörleri kanamaya neden olabilirler. Birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse doktora görünmelisiniz.

Yutma problemleri
Boğaz ve yemek borusu kanserleri katı gıdaların ve bazen sıvıların yutulmasını zorlaştırır. Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız. Genellikle X ışınlı baryum yutma filmi ya da yutturulan bir tüp yoluyla yemek borusunun direkt muayenesi ile neden ortaya konur.

Ciltteki değişiklikler
Baş boyunda çok sık karşılaşılan deri kanseri erken başlanan tedaviye iyi yanıt verir. En sık alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerde görülürse de cildin herhangi bir yerinde olabilir. Deri kanseri sıklıkla küçük soluk bir yara şeklinde başlar, yavaş büyür ve ortasında gamze şeklinde bir çukur ve hatta ülser oluşur. Bu alanın bir kısmı iyileşirken daha büyük bir bölümü ülsere kalır. Bazı deri kanserlerinde renk değişimi görülür.

Baş boyunda görülen diğer kanser tipleri arasında; yassı hücreli kanser ve habis melanom sayılabilir. Yassı hücreli kanserlerin bir bölümü alt dudak ve kulakta görülür. Deri kanserine benzer ve erken teşhis edilip uygun tedavi edilirse genellikle daha tehlikeli hale gelmez. Dudakta, yüzde, kulakta iyileşmeyen bir yara varsa hemen doktora başvurun.

Habis melanom klasik olarak ciltte koyu mavi siyah renkli değişime neden olur. Bununla beraber herhangi bir bendeki büyüklük, renk değişikliği, kanamanın başlaması da birer sorundur.
Ne yapmalısınız?
Tarif edilen tüm belirti ve bulgular kanser olmayan durumlarda da varolabilir. Aslında çoğu zaman bu şikayetler kanser dışındaki diğer bazı durumlarda da görülebilir. Fakat bunu iyi bir muayene yapmaksızın söyleyemezsiniz. Bu nedenle bu şikayetlerin varlığında doktorunuza gidin ve emin olun.
Hatırla !
Baş boyun kanserlerinin erken teşhisi ile tedavinin başarısı arasında çok büyük bir ilişki vardır. Buradaki tıbbi önerilerin çok sayıda insana ulaşmasıyla tedavi oranlarının yükseleceğine inanıyoruz.



Menisküs Yaralanmaları
Genel
Menisküsler, diz ekleminde yastık görevi görürler, diz ekleminin bütünlüğüne yardım ederler ve dönmelerde güvence unsurudurlar. Menisküsler genelde dize yandan gelen darbeler sonucu yırtılırlar. Diz bükülü iken uyluğun içe doğru aşırı dönmesi ile ve dizde aşırı gerilme sonucu da menisküsler yırtılabilir.
Yırtılma nedenleri:
- kaza ve darbelere bağlı
- hasar oluşturan eklem hastalıklarına bağlı
- eklem bağı hasarlarına bağlı
- doğuştan var olan şekil değişikliklerine bağlı kendiliğinden yırtılma.
Yırtılma Şekilleri
- longitudinal (uzunlamasına) yırtıklar
- transvers ve oblik (yatay ve eğri) yırtıklar
- menisküs kisti ile birlikte olan yırtıklar.
Tanı
Muayene, röntgen, çift kontraslı artrografi, bilgisayarlı tomografi ve artroskopi ile tanı kesinleştirilebilir.
Belirtiler
- Kilitlenme : dizin 20-25 derece bükülü kalması, dizin gerilememesi durumudur. Bu durum bir kaç günlük istirahatle geçer. Ancak kilitlenmeye neden oalbilecek diğer durumlardan (ağrı, kitle gibi) ayırılmalıdır.

- Boşalma : dizlerde boşalmaya neden olabilecek diğer durumlardan ayrılmalıdır.

- Şişlik (sıvı birikmesi) : darbe - kaza sonucu meydana gelen menisküslerde görülebileceği gibi, menisküs yırtığı da sıvı birikmesine neden olabilir.
Tedavi
Menisküs yırtığı tanısı konulduktan sonra, yırtığın şekline ve olayın akut veya kronik oluşuna göre menisküsün tamamı veya bir kısmı ameliyatla alınır. Bir kısmının alınması tercih edilir. Ayrıca artroskopik yöntem günümüzde daha çok kullanılmaktadır.

Diskoid menisküs denilen durum gelişim sırasında meydana gelen bir anomalidir ve sıklıkla dış menisküsde görülür. Dizin hareketleri sırasında sesli bir kayma meydana gelir. Yırtık gelişirse ağrı ve kayma şiddetlenir.

Menisküs kisti; dış menisküsde daha sık görülür. Dışta ağrılı bir şişlik şeklinde görülür. Diz gerginken şişlik belirginleşir, bükülü iken kaybolur.


Omuz Ağrıları
Genel
Omuz ağrılı hastalarda , ağrının lokal bozukluktanmı, sistemik bir hastalıktanmı yoksa başka yerden mi yansıdığını teşhis etmek gereklidir.Özellikle hastanın mesleğine, kronik hastalıklarına ve genel ruhsal durumuna dikkat edilmelidir.Omuzu tekrarlayan mesleki streslere maruz kalan boyacı, marangoz ve kaynakçılarda, kan dolaşımında bozukluk olan alkolik ve diyabetiklerde sık rastlanır.
Ağrı yapan nedenler
1-Tendinitler
2-Bursitler
3-Adesiv kapsülit
4-Fibrozit sendromu
5-Dejeneratif artrit
6-Travmatik(kırıklar) ve atletik zedelenmeler
7-Pleksus brakiyalis(sinir) yaralanmaları
8-Enfeksiyonlar
9-Tümörler
10-Boyun fıtıkları
11-Romatizmal hastalıklar(Ankilozan spondilit, Romatoid artrit)
12-Gut, diyabet(şeker hastalığı), hiperparatiroidizm
13-İç organ hastalıkları(kalp hastalıkları, safra kesesi hastalıkları)
14-Hastalık veya kalp ameliyatları sonrası kolun uzun süre hareketsiz kalması
15-Periartritik kişilik(Gergin , sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)
Klinik özellikler
Travma kroner arter hastalığı, kronik akciğer hastalığı, akciğer tümörleri, diyabetes mellitus(şeker hastalığı), servikal spinal bozukluklar(boyun hastalıkları) , uzun süre omuzun inmobilizasyonu(hareketsiz kalması) ve periatritik kişilik(gergin, sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)
Hasta ağrı nedeniyle uyuyamaz, omuz hareketleri her yöne, özellikle yana açılma kısıtlı ve ağrılıdır.Omuz hareketsiz, sabit bir şekilde tutulursa ağrı kesilir.


Değerlendirme
1- Ateş ve kilo kaybı varsa; ağrı istirahatde artıyorsa Dahiliye uzmanına müracaat ediniz

2- Omuz hareketleri kısıtlıysa Fizik Tedavi Uzmanına müracaat ediniz
Tedavi
Ağrılı dönem

1-Omuz bir askıyla ıstırahata alınmalıdır. Kol vücuda yapışık, el ve ön kol biraz yüksekte tutulmalıdır.

2-Yaklaşık 48 saat omuza buz uygulaması yapılmalıdır.(devamlı veya 3 saat arayla 20 dakika buz uygulaması)

3-Paracetamol veya antienflamatuar grubu ilaçlar kullanılabilinir.

4-Pasif hareket açıklığı egzersizleri yapılmalıdır.

Sağlam kol masa veya benzeri bir yere desteklenir, ağrılı kolla önden-yandan ve dairesel hareketler yapılır. Ortalama 4-5 dakika ve günde 3-4 defa uygulanır.

Az ağrılı dönem

1-Islak sıcak havlu uygulaması(3 saat arayla 20 dakika uygulanacak)

2-EGZERSİZLER

OMUZ HAREKETİNİ ARTIRICI EGZERSİZLER

Ayakta dik durun ve elinize uzunca bir sopa alın.Dirsekleri gergin tutarak ellerinizi yavaşca yukarıya kaldırın ve indirin.Aynı hareketi sopayı kalça arkasında tutarak geriye doğru tekrarleyın. Her iki harekettede dirseklerin düz tutulmasına dikkat edin.

Vücut duvara yan bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

Yüz duvara bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

OMUZ GÜÇLENDİRME EGZERSİZLERİ

Kol gövdeye bitişik, dirsek dik açıda durarak, sağlam el ile el bileği tutulur, hasta kol dirsekten dışarıya ve içeriye doğru itilir.

Duvara yan durulur: Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol duvara doğru itilir.

Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol düz olarak geriye doğru itilmeye çalışılır(Omuz hareket ettirilmeden dirsekle duvar itilir.)

Duvara doğru dönülür.Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda yumrukla duvar itilir.

GERME EGZERSİZLERİ
Kollarınız öne doğru uzanmış kısıtlı şekilde yüzüstü yatın ve omuzunuza doğru hafifce dönerek ağırlık verin.
Diz üstü çömelinir, kollar öne doğru düz olarak uzatılır, gövde yere yaklaştırılarak kolun üst iç kısmının gerildiğini hissedilir.Bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir sandalyenin arkasına tutulur, bacaklar, düz bir şekilde gövdeden öne doğru eğilinir, kollar düz tutulur, kolun iç yüzünde gerginlik hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta eller birbirine kenetlenir, gövde sabit dururken öne doğru uzanılarak sırtın gerildiği hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta kollar düz olarak arkada birleştirilir, kollar geriye doğru uzatılarak gerilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir duvar köşesinde, bacaklar hafif ayrık dik durulur.Kollar dik olacak şekilde iki duvara dayanılır, ayaklar yerinden kıpırdamadan öne doğru gidilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.

AKTİF OMUZ HAREKETLERİ
Sırtüstü yatılır, Kol dirsek ve omuz 90 derecelik açıyla harekete başlanır.Sağlam elle hasta el bileği kavranır, el bileğinden yukarı kaldırılır.
Sırtüstü yatılır.Eller baş üzerinde birleştirilir. Yukarı doğru kaldırılarak ense arkasına geçilir. Dirsekler yere yapıştırılır.

3-Eğitim.Ağrıyı meydana çıkaracak hareketlerden kaçınılmalıdır.


Reaktif Artritler
Genel
Reaktif artrit bir infeksiyonu takiben genellikle 1-4 hafta sonra ortaya çıkan akut, steril eklem inflamasyonudur. Syndenham tarafından İlk kez 1670 de dizanteri sonrası gelişen artrit olarak farkedilmiş. Daha sonra diğer bazı infeksiyöz ajanlarla da benzer eklem inflamasyonunun görülebildiği saptanmıştır.

Kesin olarak reaktif artrit oluş mekanizması bilinmemekle beraber konak savunma mekanizmasının olayın gelişmesinde rol oynadığı muhakkaktır. Yersinia ve Salmonella türleri ile meydana gelen reaktif artritde plazmada bu bakterilerin lipopolisakkarit ve dış membran proteinlerine karşı özellikle Ig A olmak üzere antikorları bulunmaktadır. Reaktif artritli hastalarda sinovyal dokuda da bu bakterilere ait proteinler ve DNA saptanmıştır. Sinovyal T hücreler olayın gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.
Artrit
Akut, asimetrik, inflamatuvar oligoartrit şeklindedir. Genellikle 3 eklem tutulumu vardır.Başlangıçta alt ekstremite eklemleri tutulurken (En sık diz ikinci sıklıkta ayak bileği) üst ekstremite ve omurga tutulumu daha sonra tabloya eklenir. Bel ve sırt ağrısı olur. Parmakların tutulumu daktilit ile birlikte olabilir ve sosis parmağı gelişebilir. Ankilozan spondilitten farklı olarak tek taraflı sakroileit görülebilir. Tendonların, ligamentlerin kemiğe yapışma yerlerinde inflamasyon gelişmesi (entesopati) bir diğer bulgudur. Artrit genellikle 3-5 ay sürer. Olguların % 80'i bir yıl içinde düzelir. Ancak bazı olgularda 5 yıl içinde tekrarlamalar görülebilir .
Ekstraartiküler Bulgular
Mukopürülan üretral akıntı, circinate balanitis, oral ülserasyon, keratoderma gibi mukokutanöz belirtiler, yersinia etken ise eritema nodozum kardiak tutulum, okuler inflamasyon (konjoktivit, üveit), servisit veya üretrit görülebilecek belli başlı ekstraartiküler bulgulardır. Kliniğe hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, sabah tutukluğu eşlik edebilir.

Reaktif artritte,klinik seyir ve prognoz değişkendir. Kendini sınırlayan bir oligoartritten nadirde olsa ölümle sonuçlanmaya kadar gidebilen bir klinik spektrum gösterir. Reaktif artritli hastalar tedavi edilirken kısa sürede cevap beklenmemelidir. Düzelme genelliikle 2-3 aydan önce olmaz. Reaktif artritte on yıla kadar varan süre içinde nüksler görülebilir. Nükslerin görülme sıklığı % 15-60 arasında değişmektedir. Ürogenital sistem infeksiyonu sonrası gelişen reaktif artitlerde nüks oranı daha yüksektir.

Komplikasyon olarak ankilozan spondilit gelişebilir. Progresif iridosiklit sonucu intraokuler kanama, optik nörit, aort yetmezliği, periferik nöropati ve amiloidozis görülebilir. Keratodermili hastalarda nadiren fatal seyir olabilir.
Etiyoloji
Bir çok mikroorganizma reaktif artrite neden olabilmekte ve listeye zamanla yenileri eklenmektedir. Özellikle enterik ve ürogenital infeksiyonlarda rol oynayan mikroorganizmalar reaktif artrite yol açmaktadır (Tablo1). 1/4 olguda olayı tetikleyen mikroorganizma bilinmemektedir.
Epidemiyoloji
Reaktif artrit en sık olarak üçüncü dekadda görülür ve erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre 5-10 kat fazladır. Erkeklerde özellikle veneral hastalık sonrası gelişme daha sıktır .

Etyolojide rol oynayan mikroorganizmanın türü de ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Örneğin; Kuzey Avrupa ülkelerinde Yersinia türleri etken olarak önemli iken İngiltere ve Amerika'da nadiren reaktif artritten sorumlu olmaktadır.
Tanı
Spesifik bir tanı bulgusu olmayıp hafif bir ESR artışı,erken dönemde CRP artışı vardır, anemi görülebilir. Sinovyal sıvıda etyolojide rol oyanayan etkene ait antijenler saptanabilir. Bazı olgularda geçirilmiş infeksiyona ait bir serolojik kanıt, bazan da dışkı veya ürogenital kültür pozitifliği veya piyüri saptanabilir. Ig A artışı olabilir. Postveneral ve postenterik reaktif artritlerin % 60-90'ında HLA-B27 pozitifliği mevcuttur. HLA-B27 pozitifliği tanıyı destekleyen bir bulgudur. Romatoid faktör (RF) ve ANA negatiftir, C3, C4 düzeyi yükselir. Radyolojik olarak asimetrik, sakroileit ve vertebralarda atlayıcı sindesmofitler görülebilir.

İnfeksiyöz artrit ve rektif artrit tanımını yapmak önemlidir. Akut romatizmal ateş ile karışabilir. Psöryatik artrit ayırıcı tanıda düşünülecek bir diğer hastalıktır.
Tedavi
Reaktif artritte tedavi aşağıdaki yaklaşımları içerir:

1.Tutulan eklemin korunması (aşırı kullanımdan kaçınma),

2.Fonksiyonunun sağlanması (kas atrofisini önlemek için izometrik egzersizler),

3.İnflamasyonun baskılanması ( non-steroid antiinflamatuvar tedavi

Semptomlar şiddetli ve nonsteroid ilaçlara yanıt alınamıyorsa lokal intraartiküler kortikosteroid enjeksiyonlar kullanılabilir.Aspirin tedavisi genellikle yüksek dozlarda bile iyi sonuç vermez. Örneğin Akut romatizmal ateşte aspirin tedavisi başarıyla kullanılabilirken post-streptokoksik reaktif artritte aspirin tedavisi ile başarısızlık söz konusudur . Ekstra artiküler bulguların görüldüğü agresif seyirli aktif reaktif artrit olgularında immünosüpresif ilaçlar (metotreksat, azotiyopirin, sulfasalazin) kullanılabilir . Metotreksat özellikle mukokutanözlü olgularda yarar sağlar.Haftada 7,5-15 mg dozunda kullanılır.Ancak HIV infeksiyonu varlığında kullanılmaz. Azotiyopirin günde 1-2 mg/kg olarak kullanılır.Etkisi 4-8 hafta sonra ortaya çıkar.

Antibiyotiklerin tedavideki yeri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Antibiyotik edavisinin doksisiklin, florokinolon ve TMP-SMZ) yararı postveneral artritte relapsların azalması şeklinde gösterilmiştir. Sonuç alınabilmesi doksisiklinin uzun süre kullanımı ile mümkün olabilmektedir .



Septik Artrit

Tanım ve klinik bilgiler
Septik artrit, eklemin çeşitli mikroorganizmalarla gelişen iltihabi bir hastalığıdır. Sinovya ve sinovyal sıvının süpüratif infeksiyonu şeklinde karşımıza çıkar. İnfeksiyöz artrit, süpüratif artrit, akut piyojenik artrit olarak da adlandırılır.

Bakteri, ekleme üç yoldan girer:

1) Hematojen yol; Vücudun herhangi bir yerinde bir infeksiyon odağı vardır. Bu odaktan hematojen yolla mikroorganizma eklem sinovyasına gelir.

2) Direkt yayılım; Osteomyelit gibi bir komşu infeksiyon odağından bakteriler eklem içine geçerler. Bir yaşın altındaki çocuklarda özellikle bu yol önemlidir.

3) Direkt İnokulasyon; Aspirasyon veya artrotomi sırasında mikroorganizmalar direkt olarak ekleme geçerler. İnfantlarda femoral kan alınması sonucu, kalça septik artriti gelişebilir

Septik artritli olgularda genellikle ateş yükselmesi, halsizlik, iştahsızlık, bulantı v.b. bulgular saptanır. Ayrıca lokal inflamasyon bulguları vardır. Eklemde şişme, kızarıklık, ısı artışı, hassasiyet belli başlı bulgulardır. Septik artrit atağı, osteomyelit atağından daha akut bir tablodur. Yenidoğanlarda psödoparalizi olabilir. Daha büyük çocuklarda ekstremite hareketlerinden kaçınma ve alt ekstremite tutulumunda ise topallama (artraljik topallama) hatta yürüyememe olabilir

Genellikle tek eklem tutulur. Romatoid artritli hastalarda infektif artrit birden fazla eklemin tutulması şeklinde olabilir. Diz ve kalça eklemi en sık tutulan eklemlerdir. Ayak bileği dirsek, omuz, el v.b. eklemlerde tutulabilir. Diz eklemlerinde tanı kolay konabilir ancak kalça ve omuz ekleminde efüzyonun varlığı farkedilmeyip tanıda gecikme olabilir. Sternoklavikuler eklem ve sakroiliak eklemlerin tutulumunda intravenöz ilaç kullanımı akla gelir. Sakroilyak eklem en sık brusellozda tutulur. İnterfalangiyal eklem tutulumu daha çok insan ve hayvan ısırmalarında olur. Gonokokal artrit te temporamandibuler eklem de tutulabilir. Gonokokal artritte cilt bulguları ve tenosinovitis olaya eşlik eder. Bir genç kadında gonokokla infekte oluş menstruasyondan hemen önce veya gebeliğin başlangıcında olursa yaygın gonokokal infeksiyon ve artrit gelişme olasılığı daha fazladır .
Etyoloji
Mikroorganizmaların türü hastaların yaşına bağlı olarak farklılık gösterir. Bütün yaş gruplarında en sık görülen mikroorganizma Staphylococcus aureus'tur. 6 ay - 5 yaş arasında bazı serilerde septik artritlerde en sık etken olan mikroorganizma Haemophilus influenzae olarak saptanmıştır. Genellikle üst solunum yolu infeksiyonu veya bakteriyemiyle seyreden otitis media sonrası gelişir. Daha büyük çocuklarda en sık olarak S.aureus etkendir. 10 yaşından büyük çocuklarda ve yetişkinlerde Neisseria gonorrhoeae da etken olabilir . Neisseria ailesinin diğer üyeleri de etken olabilir

Hazırlayıcı faktörlere bağlı olarak da bazı mikroorganizmalar daha sık etken olabilir. A grubu dışı streptekoklar ve gram negatif basiller özellikle immun yetmezlik ve diyabet mellitus söz konusu ise etken olur. Septik artrit eğer bir cerrahi girişimle ya da üriner sistem veya intestinal sistemi ilgilendiren bir operasyon sonucu gelişmişse etkenin yine gram negatif basil olma olasılığı vardır. İnfekte prostetik eklemlerde Staphylococcus epidermidis % 40 oranında etken olarak en sık saptanan bakteridir.Yaşlılık, renal yetmezlik, kronik eklem hastalıkları gram negatif basil septik artritinin daha sık görülebildiği diğer durumlardır. Gram negatif bakterilerin içinde ilk sırada E.coli yer alır. İntravenöz ilaç alışkanlığı söz konusu ise etken S.aureus veya Pseudomonas aeroginosa, Serratia marcescens, Klebsiella türleri veya Entrebacter türleri.olabilir . Diğer septik artrit etkeni olabilecek bakterilerden Streptococcus pneumoniae alkolizm gibi hazırlayıcı faktörlerin varlığında ve çoğu kez pnömoni, menenjit gibi primer bir infeksiyon ile birlikte görülür. Listeria monocytogenes daha çok immün yetmezlik durumlarında etken olabilir. Kedi ve köpek ısırması durumunda daha çok metekarpal eklemlerde olmak üzere Pasteurella multocida etken olabilir. Eikenella corrodens ve oral anaerobların yol açtığı artrit insan ısırıklarından sonra görülür.Anaerob bakterilerin etken olma olasılığı hayli düşük olup % 1 in altındadır. Daha çok travmatik yaralanma sonucu gelişen artritlerde etken olabilirler .

Kronik bir infeksiyon söz konusu ise tüberkuloz basili dışındaki Mycobacterium türleri etken olabilir (M.tuberculosis daha çok osteomyelit etkenidir). Benzer artrite Actinomyces israeli ve Nocardia türleri neden olabilir . Lyme, bruselloz gibi infeksiyonların seyri sırasında da infektif artrit gelişebilir. İntrartikuler enjeksiyon veya aspirasyon sonrasında veya yaygın infeksiyonu sırasında Candida albicans ve diğer funguslar da etken olabilir.
Parazit ve viruslar da artrite neden olabilir.Ancak bunlar daha çok immünolojik mekanizmalarla meydana gelen artritlerdir.
Epidemiyoloji
Septik artrit bütün yaş gruplarında görülebilir. Çocuklarda, en sık yeni doğanlarda ve 3 yaşına kadar olan küçük çocuklarda görülür ve en sık tutulan eklem kalça eklemidir. Bu eklemi diz, dirsek ve diğer eklemler takip eder..
Tanı
Erken tanı ve tedavi eklemlerde deformite ve hareket kısıtlılığını önlemek açısından çok önemlidir. Sinovyal sıvı muayenesi tanıda en yararlı işlemdir. Septik artritte erken dönemde eklem sıvısı aspire edilirse seröz olabilir ancak genellikle bulanıktır. Sinovyal sıvı analizinde beyaz küre sayısı septik artritte genellikle 50.000/mm³ üzerindedir, çoğu zamanda 100.000 / mm³ den fazladır. Hücrelerin % 80 i polimorf nükleuslu lökositlerdir(PMNL). Ancak septik artrit varlığına rağmen, malign hastalığı olanlarda, kortikosteroid kullananlarda ve intravenöz ilaç kullanma alışkanlığı olanlarda sinovyal sıvıda lökosit sayısı 50.000/ mm³ den azdır. Ancak PMNL sayısı % 90 ın üzerindedir. İnfeksiyon olmadan sinovyal sıvıda PMNL artışı kristal birikiminin olduğu eklem hastalıkları ve romatoid artritte görülebilir .

Sinovyal sıvıdan gram boyama ve kültür yapılması şarttır. Yaymaların gram boyaması ile gram pozitif bakteriler % 75-80, gram negatif bakteriler % 40-50 oranında saptanabilir. Üretilebilmeleri için özel besi yeri ve teknikler gereken bazı mikroorganizmaların üretilebilmesi için sıvı vakit geçirilmeden ve gerekli bilgiler verilerek laboratuvara gönderilmelidir. Eklem sıvısı dışında kan kültürü, üretral akıntı kültürü gibi diğer kültürlerin de ihmal edilmemesi gerekir. Birçok seride mikroorganizma üretme oranı % 70 dir. Sinovyal sıvıda antijen tanımlaması Streptococcus pyogenes, S. Pneumoniae, ve Haemophilus influenzae için faydalıdır.Gram negatif etkenlerin tanısına yönelik olarak da limulus lizat testi kullanılabilir. Polimeraz zincir reaksiyonu yaygın kullanılmayan bir yöntem olmakla beraber tanı sorunu olan bazı durumlarda kullanılabilir. Örneğin eritema migransın saptanamadığı Borrelia burgdorferi infeksiyonunun tanısında veya kültürde üretilmesi zor olan, direkt Gram boyası ile görülebilme olasılığı % 25 in altında olan Neisseria gonorrhoeae artritinin tanısında yardımcı olabilir .

Ayrıca sıvıdan glukoz ve laktik asit tayini yapılabilir. Glukoz aynı anda alınan kan şekeri ile karşılaştırıldığında % 50 azalmışsa tanıya yardımcıdır. Ancak her zaman saptanan bir bulgu değildir. Laktik asit veya laktat dehidrogenaz artışı bakteriyel etken için destekleyici bir bulgudur .

Diğer laboratuvar bulgularından kanda beyaz küre sayısının ve eritrosit sedimantasyon hızının artışı septik artriti destekleyen bulgulardır. Ancak öncesinde inflamatuvar bir eklem hastalığı varsa eritrosit sedimantasyon hızındaki artış çok anlamlı olmayabilir.

Septik artritte görüntüleme yöntemleri olarak direkt radyografi, ultrasonografi komputerize tomografi(CT), manyetik resonans(MR) ve nükleer tıp yöntemleri kullanılabilir. Direkt radyografik incelemede eklem mesafesinde artış saptanmasının yanında eklem şişliği ve geç dönemde destrüksiyon tesbit edilir. Ultrasonografi eklemdeki sıvının varlığını tesbitte yardımcı olduğu gibi aspirasyon için kolleksiyon yerinin tesbitinde de yol göstericidir . CT osteomiyelitle birlikte olan artritlerin tanımlanmasında ve efüzyonun gösterilmesinde özellikle yararlıdır.
Tedavi
Septik artritin tedavi prensipleri genel infeksiyon tedavi prensiplerinden farklı değildir. Tedavide 4 ana amaç vardır.

1) Uygun antibiyotiklerle infeksiyon tedavisi

2) Eklem içindeki sıvının drenajı ile bakteri, bakteri ürünleri, debris ve fibrinin uzaklaştırılması

3) Eklemin geçici olarak desteklenmesi, ağrının giderilmesi ve kas spazmına bağlı deformite gelişmesinin önlenmesi

4) Eklemin anatomik yapısının korunması ve normal fonksiyonun restorasyonu için rehabilitasyonu

Beş yaşın altındaki çocuklarda 2. ve 3. kuşak sefalosporinler kullanılabilir.Beş yaşın üstündeki çocuklarda ve yetişkinlerde Gram boyasında S.aureus'u düşündüren bir görüntü saptanırsa penisilinaza dirençli nafsilin, oksasilin ya da vankomisin gibi bir antibiyotik kullanılır. Gram boyası bakteri açısından fikir vermezse tedavide 2.kuşak bir sefalosporin veya nafsilin kullanılabilir. Protez infeksiyonu , postoperatif infeksiyon, postintra artiküler injeksiyon söz konusu ise vankomisin , siprofloksasin ile kombine edilerek kullanılabilir. Siprofloksasinin rifampisin ile kullanımı alternatif bir tedavi olabilir . Gram boyasında gonokok görüntüsü varsa, hasta seksüel aktif bir yetişkinse deri lezyonu veya tenosinovitis varsa bu durumda seftriakson tercih edilir. Etken gram negatif basil ise 3. kuşak sefalosporin ve bir aminoglikozitin birlikte kullanılması uygun olur. Kültür ve duyarlılık testinin sonucuna göre gerekiyorsa antibiyotik değiştirilir .

Antibiyotik dozajları osteomyelit ile aynıdır. Antibiyotikler infekte eklemde oldukça yüksek konsantrasyonda bulunurlar . Antibiyotik tedavi süresi osteomyelitte olduğu kadar uzun değildir . Antibiyotik tedavisine intravenöz olarak başlanılır ve 5-7 gün bu şekilde devam edilir. Tedaviye iyi cevap alınırsa oral tedaviye geçilebilir. Toplam tedavi süresi 2-4 haftadır. Gram negatif basil ve S.aureus etken ise tedavi 3 haftadan az olmamalıdır. Antibiyotiğin eklem içine verilmesine gerek yoktur.


Spor Yaralanmaları

Genel
Sporun zihin ve fizik yapıyı geliştirmekte olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, bu yeni uğraşıda egzersize katılan kişiler organizmalarınrn toleransları üstüne çıkabilmektedir. Yeterince ön hazırfık yapmadan egzersizlerde aşırı zorlamalar dikkatin azalmasına, kazalara ve sakatlıklara. yol açabilir.
Sakatlanmanın daha ciddi boyutlara çıkmasını önlemek bakımından ilk yardım uygulamaları büyük önem taşımaktadır.
Bu gibi durumlarda son karar her zaman hekimin sorumluluğu altındadır. Ancak hekimin hastaya ulaşıp yardımcı olmasına kadar geçecek süre içinde ilk yardımın yapılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Bu güncel kitapçık en sık görülen bazı spor sakatlıklarının nedenlerini, tanıyla ilgili bazı temel bilgileri, ilk yardım uygulamalarını ve önlemler konusunda önerileri içermektedir.

Kitapçık uygun boyutlan ile her spor çantasında bulunabilir.
Öncelikle önlemlerle ilgili bilgileri incelemenizi öneririz. Kitapçığın çantanızda bulunması gerekli durumlarda anında başvurmanızı sağlayabilecektir.
Aşil Tendinitisi
Nedeni: Baldır kaslannın kramp yada spazmlara neden olacak derecede aşırı zorlanması.
Özel Bulgular: Topuğun üsi kısmında uzun süren ağrılar.

İlk Yardım: Ağrılı tarafı tesbit edin (örn. bandaj ile) ve zorlamadan kaçının. İlgili uzmana danışın. (Tercihan Ortopedi-Travmatoloji veya Fizik tedavi, rehabilitasyon).

Ek Uygulamalar: Baldır kaslarına masaj. Topuğun ayakkabı içine konacak bir parça i!e yükseltilmesi (Bu, aşil tendonuna binen yükü azaltıp iyileşmeyi hıziandıracaktır. Bir gel sürülerek belirtiler gerilinceya kadar tedaviye devam edilir.

Tedavi Sonrası: Baldır kasları için gerdirme egzersizleri. Antranmanlardan sonra tendon ve çevresine buz ile soğuk uygulama

Önlem: Beslenme ile uygun Magnezyum alınması sorunlara karşı öntemlerden birisi olabilecektir
Aşil Tendonu Kopması
Nedeni: Koordine olmayan kas gerilmesi (iç travma) veya direk fizikseletki (iç travma) ile ani ve aşırı zorlama.
Özel Bulgular: Diz-dirsek pozisyonunda, her iki ayak muayene masası kenarında serbest olarak sarkarken, baldır kavrama testinde sağlam tarafta ayak parmaklarında kopan tarafta hareket yoktur. Tendon üzerinde (bir parmak kadar genişlikte) bir çukur izlenir.


Ek Uygulamalar: Mutlaka cerrahi onarım gereklidir. Kısa stireli olarak operasyona kadar alçılı tesbit yapılabilir.

İlk Yardım: Eklem fonksiyonunu korumak için erken dönemde egzersizlere başlanmalıdır. Düzenli olarak gel uygulanması önerilir.

Tedavi Sonrasr: Yetkili uzman gözleminde gerdirme egzersizleri yapılmalıciır. Zedeli bölgeye herhangi bir zorlanmadan sonra buz ile soğuk uygulanmalıdır. gel sürülmeye devam edilir.

Önlem Zedelenen bölgede oluşan yeni doku koordine olmayan kas kasılnıalarına yol açabileceği için aşırı yüklenmelerden sakırımalıdır.
Aşil Tendomu Zorlanması (Çekmesi)
Nedeni: Ani ve kuvvetli zorlanma veya direk fiziksel travma.
Özel Belirtiler: Egzersiz sırasında topuk ve tendon bölgesinde hareketi engelleyici tipte deliniyor hissi veren ağrı.

Ek Uygulamalar Destekleyici bandaj kullanılmalı ve düzenli olarak gel uygulanmalıdır.

Tedavi Sonrası Baldır kasları için gerdirme egzersizleri yapılmalıdır.

Önlem Kas oluşumlarının korunması için dülzenli olarak Magnezyum preparatlarının alınması önerilmektedir.
Bağ Zedelenmesi
Nedeni: Eklemi doğal sınırları ötesinde harekete zorlayan harhangi bir kuwet bağ zedelenmesine yol açabilir.
Özel Belirtiler: Etkilenen eklemde ağrı, fonksiyon bozukluğu ve eklem içi kanamaya ve sıvı artışına bağlı olarak şişme.

İlk Uygulamalar: gel ile birlikte soğuk (buz) uygulama. Eklemin başkaca bir zorlanmaya maruz kalmaması için bandajlama. Ciddi durumlarda hekime başvurulmalıdır.

Ek Uygulamalar: Sakatlığın ciddiyet derecesine bağlı olarak geçici bir süre için sportif aktivitelerden uzak kalınmalı. llgili uzman bu siireyi saptamada önerilerde bulunacaktır. Destekleyici bandaj kullanılmalı ve düzenli olarak gel uygulanmalıdır.

Tedavi Sonrası: Ikinci bir zedelenmeye karşı önleyici olarak eklem fonksiyonunu sağlamak amacıyla egzersizlere mümkün olduğu kadar erken başlanmalıdır.
Su toplaması
Nedeni: Ayakkabı ya da diğer spor malzemelerinin deri üzerine yaptığı baskı ya da tahriş.
Özel Bulgular: Derinin dış tabakasının altında sıvı birikimi ile birlikte üst tabakanın ayrılması.

İlk Uygulamalar: Su toplanması durumunda sıvı boşaltılmalı bölge dezenfekte edilmeli ve etkılenen alan hava geçişi sağlanacak şekilde pansuman yapılmalıdır.

Önlem: Ayakkabılann içini ve giyilen çorapların dışını hafifçe sabunlamak veya ayakkabıların deri kısımlarının iç kısmına yumuşatrcı yağ sürmek yararlı sonuçlar vermektedir. Ellerdeki su toplaması uygun eldiven giyerek önlenebılir.
Kırıklar
Nedeni: Dış kökenli fiziksel etmenler, düşme ya da çarpışmalar.
Özel Bulgular: Kırık olan tarafta yüklenme kapasitesi yitimi ve hareket sınırlılığı. Kırık bölgesinde görülebilecek ya da elle muayenede farkedilebilecek değişiklikler (şekil bozukluğu gibi) Bölgesel kanamaya bağlı olarak belirgin bir şişme dokunma ve hareketlerle birlikte şiddetli ağrı.

İlk Uygulamalar: En uygun malzeme ile kırığın tesbit edilmesi (atelleme) gerekmektedir. Ancak kırık uçlarının yanaştırılması (reduksiyon) yapılmaya çalışılmamalı ve en kısa süre içinde ilgili uzmana başvurulmafıdır. Bu arada kırık bölgesine soğuk uygulanabilir ve ağızdan ağrı kesiciler verilebilir. Uzman hekimin reduksiyonunu takiben kırığın iyileşmesi için alçılı tesbit yapılır.

Tedavi Sonrası: Kas kitlesi ve kuvvetin azalmasını engellemek için sistemli olarak , egzersizler yapılmalıdır. , Yük taşıyan taraf ve bölgelerde ödem oluşumunu engellemek için günde birkaç kez gel uygulanmalıdır.
Kasık zorlanması
Nedeni: Spora katılım öncesi yetersiz ısınma ve gerdirme sonucu uyluğun iç kısmındaki kas ve tendonlann aşırı zorlanması.
Özel Bulgulaı: Uyluğun üst ve iç kısmında şiddeti gittikçe artan ağrı.

İlk Uygulamalar: Etkilenen bölgeye 20 dakika kadar buz uygulanır ve baskılı bandaj yapılır.


Tedavi Sonrası: 3 gün içinde gerdirme-gevşetme egzersizlerine başlanabilir. Kasık bölgesine düzenli olarak gel uygulanır. Gerdirme -gevşetme egzersizleri ağrısız olarak yapılmaya başlandığında tedricen koşu içeren çalışmalara geçilebilir. Eğer ağrı hisedilirse egzersizlere devam edilmeli ve ara verilmelidir.

Önlem: Antrenman ya da yarışmalar öncesinde uyluk ve kasık bölgesinde kasların uygun bir şekılde ısıtılması ve gerdirme egzersizlerinin yayılması önlem açısından önemlidir.
Diz eklemleri kıkırdak zedelenmeleri
Nedeni: Yerde sabit ve diz bükülü durumdayken iç ya da dış kuvvetlerin etkisiyle diz ekleminin zorlanması.
Özel Bulgular: Dizin bükülme ve dönme hareketlerinde eklem bölgesinde ağrı duyulur. Ağrı nedeniyle dizin tam olarak gerilme pozisyonuna gelmesi hemen hemen imkansızdır.

İlk Uygulamalar: Diz çevresine gel uygulanır. Buz ile soğuk-baskılı bandaj yapılır. Zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Bu tip sakatlıklar genellikle operatör gerektiren durumlardandır.

Tedavi Sonrası: Operasyon sonrası uygun bir şekilde planlanmış kassal egzersiz programıyla dizin kuvvet desteği sağlanmalıdır. Düzenli alarak gel uygulanmalıdır. Operasyondan 6 hafta sonra yumuşak bir' zeminde hafif koşu antrenmanlarına başlanabilir.
Kas lifi kopması (Yırtığı)
Nedeni: Yetersiz kondüsyonlanma, antrenman ve yarışmalar öncesi yetersiz ısınma ve gerdirme hareketleri.
Özel Bulgular: Egzersizler sırasında batıcı ya da kesici tipte ağrı. Genellikle damar dışına kan sızmasına bağlı olarak morarma görülebilir.

İlk Uygulamalar: En az 20 dakika süreyle buz (soğuk) uygulama.

Ek Uygulamalar: 2-3 gün süreyle baskılı bandaj ve günde birkaç kez gel uygulanır.


Tedavi sonrası: Sakatlığın ciddiyetine göre karar verilmek üzere, zedelenmeden 72 saat kadar sonra aktif hareketlere ve gerdirme egzersizlerine başlanabilir.

Önlem: Antrenman ve yarışmalar öncesinde kasların uygun bir şekilde ısıtılması ve gerdirme egzersizlerinin yapılması.
Egzersiz sonrası kas sertliği,yorgunluk
Nedeni: Uygun olmayan antrenman rejimi, kasların aşırı kullanımı, bazı minerallerin yetersizliği.
Özel Bulgular: Kısa süreli kas ağrıları ve yorgunluk.

İlk Uygulamalar: Etkilenen kas gruplarının gerdirme egzersizleri ile gevşetilmesi. Sıcak-ıslak uygulamalar (sıcak duş ve banyo). Gel uygulaması.

Önlem: Yeterince Magnezyum alımına dikkat edilmesi. Antrenman planlamasında yüklenmelerin tedrici olarak arttırılması prensibine dikkatle uyulmalıdır. Antrenman ve yarışmalar öncesinde uygun ısınma ve gerdirme egzersizleriyle kaslar yüklenmeye hazırlanmalı. Bu uygulama en azından 20 dakika kadar sürmelidir.
Kas ezilmeleri
Nedeni: Sert bir cisime ya da sakattanmaya yol açabilecek bir baskının kasta bölgesel olarak bir doku bütünlüğü bozukluğu yaratması.
Özel Bulgular: Bazı durumlarda damar dışına sıvı sızmasına bağlı olarak morarma görülebilir.

İlk Uygulamalar: Gel ve soğuk-baskılı bandaj ile 48 saat tedavi yapılır.

Ek Uygulamalar: Gel ile bandajlama, günde 2-3 kez yapılır. Tedavi Sonrası ağrının şiddeti azaldığında egzersizlere başlanır. (Basamakiarda inip çıkma veya yüzme gibi)
Kas zorlanmaları (Çekmeleri)
Nedeni: Tek bir kas grubunun gerilebiime sınırından daha fazla zorlanması. Yetersiz kondüsyon. Antrenman ve gerdirmelerinin uygun olarak yapılmaması. Magnezyum alımında yetersizlik.
Özel Bulgular: Ani zorlanmalarda kas ağrıları. İfk Uygulamalaw Sportif aktivitelerden geçici olarak uzak kalınmalıdır. REPARIL-GEL ve so~uk uygulamalar yapılmalıdı~.

Ek Uygulamalaı: Kas gruplarına günde bi~kaç kez REPARIL-GEL uygulanabilir. Baskılı bandaj iyileşmeyi hızlandırabili~. Sonraki birkaç gün içinde ise zedelenen kas mümkün olduğunca sık gerdirme egzersizleriyle esnetilmeye, yumuşatılmaya çalışılmalıdır.

Tedavi Sonrası: Mafif koşular ve jogging yapılmaya başlanır. Ilk birkaç gün içinde masaj yapılmamalıdır.

Önlem: Antrenman ve yarışmalar öncesinde kasların uy~un ısınma ve gerdirme egzersizlerının yapılması önlem açısından büyük önem taşımaktadır.
Sıyrık ve kesikler
Nedeni: Genellikle düşmelere bağlı olarak deride ortaya çıkan yüzeysel zedelenmeler.
Özel Bulgular: Etkilenen alanda ağrı ve kızarıklık. Bazı durumlarda hafif kanama.

İlk Uygulamalar: Alkol içermeyen dezenfekten sıvı ile yara temizlenmelidir. Hava akımına izin verecek bir malzeme ile yara pansumanı yapılır.

Uyarı: Deride doku bütünlüğünün bozulduğu bütün durumlarda tetanoza karşı önlem alınmalıdır. Hastanın tetanoza karşı daha önceki bağışıklık durumuna göre kararlaştırılır (örn. aşılama ya da serum gibi).
Çıkıklar
Nedeni: Dış kökenli bir fiziksel kuvvet uygulaması sonucunda eklemi oluşturan kemik uçlarının normal pozisyonları dışında yer değiştirmeleri.
Özel Bulgular: Etkilenen eklem bölgesinde ağrı.

İlk Uygulamalar: Soğuk ve baskılı bandaj uygulanıp çıkan eklem hareketsizleştirilmelidir (Atelleme). Derhal ilgili hekime başvurulmalıdır.

Uyan: Hiçbir zaman çıkığı yerine koymayı denemeyiniz. Bilinçsiz zorlamalarda kemik çevresindekı yumuşak dokuların, damar ve tendonların zedelenme olasılığı vardır.

Ek Uygulamalar: Ağrı sınırını aşmadan yapılan eklem hareketleri, etkilenen bölgeye hafif masaj fizyoterapi egzersızleri ve günde birkaç defa gel uygulama öneriler arasındadır.
Burkulmalar
Nedeni: Bir eklem iç ya da dış kökenli bir fiziksel etken tarafından normal hareket sınırlarının ötesinde zorlandığında eklemin bağları aşırı gerilebilir veya kopabilir.
Özel Bulgular: Oldukça kısa bir süre içinde eklem çevresinde şişme ortaya çıkar. Damar zedelenmesi nedeniyle eklem çevresinde ve içinde kanama olabilir.

İlk Uygulamalar: Yeterli süre ve sıklıkla buz ve soğuk uygulanmalıdır (genellikle 1/2 -1 saat ara ile 8 -10 dakika kadar ve 48 - 72 saat boyunca). Gel sürülür ve baskılı bandaj yapılır. Burkulan tarafta (örn. ayak bileği burkulması ise) bacak yüksekte tutulur (elevasyon) ve yer çekimi etkisinden yararlanılarak şişme engellenmeye çalışılır.

Uyarı: Sıcak duş alınmaması ve bölgeye sıcak uygulanmaması aynca ılgili hekime danışılması önerilmektedir.

Tedavi Sonrası: Ağrı azaldığında ve bölgedeki morarma düzeldiğinde eklem fonksiyonunu korumak için aktif egzersizlere başlanmalı ve atrenmanlar tedricen arttırılmalıdır.

Önlem: Kassal kuvvet yetersizliği olan, bağ zayıflığı bulunan eklemler atrenman ve yarışmalar öncesinde bandajla desteklenmelidir.

 
 
Anne Sütü
Gebe Beslenmesi
Menopoz - Osteoporoz
ANESTEZİ
PROSTAT
ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET)
OBEZİTE
AĞRISIZ DOĞUM
AKUT GASTROENTERİT
BOĞAZ ENFEKSİYONLARI
BURUN KANAMALARI
GESTASYONEL DİABET
Çocuk Hastalıkları 1
Çocuk Hastalıkları 2
Çocuk Hastalıkları 3
DAHİLİYE HASTALIKLARI 1
DAHİLİYE HASTALIKLARI 2
ÜROLOJİK HASTALIKLAR
KADIN HASTALIKLARI
ORTOPEDİK HASTALIKLAR
OSTEOARTRİT(KİREÇLENME)
ÇOCUKLARDA İSHAL
HAŞİMATO HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
KALP KRİZİ
GESTASYONEL DİABET
HİPERLİPİDEMİ
HİPERTANSİYON
İDRAR KAÇIRMA
 
© 2008 | ÖZEL PALMİYE HASTANESİ | Tüm Hakları Saklıdır.
designed & developed by TREDEAL.com